28 Mart 2014 Cuma

MUSTAFABEYLİ KASABASI
Ceyhan'a 27 km. Osmaniye'ye 16 km. uzaklıkta olup; Adana Gaziantep karayolu üzerinde bulunmaktadır.
Mustafabeyli İlk önceleri Rıfatiye adını almış olup daha sonra Mustafabeyli adını almıştır.
1890 lı yıllarda ve 1950 lerde gelen Balkan Türkleri (Muhacirler ve Göçmenler) nufusun çoğunluğunu oluşturmaktadır.
Tarım ve Hayvancılık günümüzün makinalarıyla modern şekilde yapılmaktadır.
Belde Cumuriyet Mahallesi ve Hürriyet Mahallesi olmak üzere iki mahalladen oluşmaktadır.
İlk Belediye Başkanı Hasan Turan Olup; Şu Anda Belediye Başkanı Zafer Topaloğlu'dur.
Belde de bir yatılı bölge okulu (YİBO) bir de çok proğramlı lise bulunmaktadır.
Belde de aynı zamanda Tarım Kredi Kooperatiflerinin bir şubesi,
TMO nun bir şubesi bulunmaktadır.
Arazi si Kanallar aracılığı ile Aslantaş Barajından gelen sulama suyu ile sulanmaktadır.
Mustafabeyli sulama birliği bu hizmeti yürütmektedir.
Ayrıca Sağlık Personeliyle çevre köyler ve Mustafa Beyli ye hizmet veren sağlık ocağı da bulunmaktadır.
Devlet Demir Yollarının Bakım İstasyonu (Baraka) ve Tren İstasyonu da mevcuttur.
PTT şubesi Belde Halkına ve Civar köyler halkına hizmet vermektedir.
Mustafabeyli Kasabası’nın Tarihçesi
Ceyhan’a 27 km mesafade bulunan Mustafabeyli Köyü 1297 hicri yılında kasabaya yerleşen Mustafa Bey tarafından kurulmuştur.
Mustafa Bey kasabaya horasan aşiret ile gelmiş ve buraya yerleşmiştir kendi ismine izafeten köye'de Mustafabeyli Köyü denmiştir. Bundan sonra köye 1316 ve 1322 yıllarında 2 göçmen kafilesi getirilerek yerleştirilmiştir.
Köy o zaman 66 hanelik bir köy durumuna gelmiştir. Köye yerleşen göçmen kafilesinin her ailesine zamanın hükümeti tarafından 80 dönüm araziyle 1’er adet öküz verilmiştir.
Yukarıda bahsedilen tarihlerde köye gelen göçmenlerle daha evvel köye gelerek köyün kurucusu ( Mehmet Bey ) aşiretlerle aralarında bir takım kavgalar oluyor , nihayet Mustafa Bey taraftarı köyü terk ediyorlar. Fakat daha sonra tekrar anlaşarak köye gelen göçmenler aşiret reisi durumunda olan Mehmet Beyi köye getirip ona ev yapmak suretiyle kendilerine bey olarak kabul ediyorlar.
Köyde en büyük bina olan Mustafa Bey’in konağında Hacı Ali hoca köyün çocuklarına dini kaidelere göre ders verip ve kur-an okutuyormuş. Bu hoca devletten maaş almaz yalnız emeğine mukabil çocuk babalarından buğday ve buna benzer yiyecekler alırmış.
Balkan harbi çıktığı sıralarda köye ilk defa zamanın hükümeti tarafından öğretmen gönderilmiştir. Köye gelen bu öğretmenin ismi Ahmet’miş. Kendisinin İstanbullu olduğu söylenmektedir. Köyde 1 yıl kaldıktan sonra intihar etmiştir.
O zaman bu öğretmenin öğrencisi olan Ömer Keten intihar olayını söyle anlatmaktadır. Öğretmen köyden Sait Sezer’ in baldızını kaçırıyor. Bu kadınla evleniyor, daha evvelde üç arkadaşla bir paşa öldürdükleri söyleniyor. Arkadaşlarının yakalandığını duyuyor. Kendisinin de yakalanacağını duyunca intihar ediyor. Son sözlerini bir kağıda söyle yazıyor “Her ne kadar yeşil melaike sabır ettiyse de ben sabır edemedim”. İntihar haberi hükümete bildiriliyor, bu işten kimse sorumlu tutulmuyor. Hadisede böyle kapanıyor.
Bu hadiseden sonra köye tatar öğretmen diye bilinen bir öğretmen geliyor, ancak o da 1 yıl kaldıktan sonra gidiyor.
Köye 1950 yılında bir göçmen kafilesi gelmiştir. 1970 yılında yine aralıklarla 2-3 aile daha göçmen olarak Bulgaristan’dan gelmiştir.
Köy birde 1963 yılında su baskınına maruz kalmıştır bu olayda köy halkına helikopterle yiyecek gelmiştir.
Köyün nüfusu 2000 i geçtiği için belediyelik olması için çalışılmıştır 1973 haziran’ında yapılan seçimle köyümüz artık belediyelik olarak kasaba olmuştur.
Bu çalışma Okulumuzun mezunu olan değerli kardeşim Sayın RECEP KESKİN BEY 'tarafında yapılmıştır emeğine teşekürler

Hiç yorum yok: